Anadolu coğrafyası, binlerce yıllık geçmişiyle adeta bir açık hava müzesidir. Bu topraklarda yaşamış her uygarlık, geride bir iz bırakmış; taşın üzerine kazınmış bir yazı, bir tapınağın yıkıntısı ya da bir höyüğün katmanları arasında saklı kalmış bir çömlek… Peki, bu sessiz tanıklar bize ne anlatır? Onlar yalnızca taş ve toprak yığını değildir; aynı zamanda geçmişin dilini konuşan birer belgedir. Ne var ki günümüzde bu mirası korumak, onu anlamaktan daha zor hâle gelmiştir. Kentleşme, kaçak kazılar ve bilinçsiz turizm, binlerce yıllık birikimi bir anda yok edebilmektedir. Oysa bir medeniyetin izlerini silecek güce sahip olmak, onun anlattığı hikâyeyi de sonsuza dek susturmak anlamına gelir. Bu nedenle kültürel mirası sahiplenmek, yalnızca bir sorumluluk değil, aynı zamanda insanlık tarihine duyulan saygının bir gereğidir.
Yazarın “bir medeniyetin izlerini silecek güce sahip olmak, onun anlattığı hikâyeyi de sonsuza dek susturmak anlamına gelir” sözüyle anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?
A)Tarihî eserlerin yok edilmesi, o medeniyet hakkında bilgi edinme imkânını ortadan kaldırır.
B)İnsanlık, geçmişteki hatalarından ders çıkararak geleceğine yön vermelidir.
C)Medeniyetler ancak güçlü devletler sayesinde ayakta kalabilir.
D)Tarihî yapıların korunması, hükûmetlerin en önemli görevidir.
Bu konuda daha çok soru çöz
ÖğreTio'da 7 branş öğretmeni, kişiselleştirilmiş kazanım takibi ve yapay zekâ destekli çözüm anlatımı seni bekliyor.