Mürekkebin Dili
Bir kalem, içindeki mürekkebi kâğıda dökerken aslında bir hikâyenin tohumlarını ekerdi. Kimi zaman kıvrımlı bir yoldan ilerler, kimi zaman dümdüz bir çizgi çekerdi. İşte bu yolculukta en önemli şey, kalemin ne kadar hızlı ya da yavaş hareket ettiği değil, hangi duyguyu taşıdığıydı. Mürekkep, acının koyu gölgesinde boğulmaz, neşenin açık tonlarında coşardı. Bir çocuğun elinde uçan kuşların peşine takılır, bir öğretmenin elinde bilginin kapılarını aralardı. Aslında mürekkep, yazanın ruhundan süzülüp gelen bir yansımaydı. Bu yüzden en güzel metinler, en yalın harflerle yazılanlardı. Çünkü yalınlık, duygunun kendini en saf hâliyle göstermesiydi. Bir cümle binlerce anlam taşıyabilir, bir nokta bile bazen bir ömrü anlatabilirdi. Sanat, işte bu sade ama derin anlatının içinde saklıydı. Yaratıcılık ise kalemin ucunda değil, onu tutan yürekte başlardı.
Bu metinde yazarın asıl anlatmak istediği ana düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A)Mürekkep ve kâğıt doğru kullanıldığında güzel yazılar ortaya çıkar.
B)Sanat ve yaratıcılık, teknik beceriden çok içsel duyguların yalın anlatımına dayanır.
C)Hızlı yazılan metinler her zaman daha etkileyicidir.
D)Kalemler en iyi hikâyeleri çocukların elinde yazar.