Çocukluğum, İzmir'in daracık sokaklarında geçti. Her akşam, evimizin önündeki çınar ağacının altında büyüklerin sohbetini dinlerdim. Anlatılanlar bazen bir masal, bazen de geçmişin acı tatlı hatıraları olurdu. O çınar, şimdi yok; ama ben anlatılan her hikâyede onun gölgesini ararım. Belleğimdeki o sesler, mekânlar kaybolup gitse de anılar hep canlıdır. İnsanın geçmişiyle en güçlü bağı kurduğu yer, çocukluk mekânlarıdır; çünkü oralar bizim ilk hislerimizin şekillendiği yerlerdir.
A)Çınar ağacı, anıların canlı kalmasını sağlayan bir ögedir.
B)Yazar, çocukluk anılarının mekândan bağımsız olarak korunduğunu düşünmektedir.
C)Yazara göre, geçmişle kurulan bağ en çok çocuklukta yaşanan mekânlardan geçer.
D)Büyüklerin sohbetleri anıların kalıcılığında belirleyici değildir.