Öğretmen, öğrencileriyle bir edebiyat söyleşisi düzenler. 8. sınıf öğrencisi Elif, Selim İleri’nin denemelerindeki dil titizliğini arkadaşlarına şöyle anlatır: ‘Selim İleri, tıpkı bir halı dokuyucu gibi her sözcüğü özenle seçer, gereksiz hiçbir kelimeye yer vermez. Cümlelerinde anlamı güçlendirmek için sözcükleri birbirinin yerine kullanmak yerine onları birbirini tamamlayacak biçimde düzenler.’ Aşağıdaki metinlerin hangisinde sözcükler, Elif’in anlattığı bu kullanıma benzer şekilde birbirini tamamlayarak anlamı katlamıştır?
A)‘İstanbul’un dar sokaklarında yürürken, tarih her köşede bir sır gibi fısıldar bize. Anılar, zamanın tozlu raflarında unutulmayı bekler.’ (Bu metinde ‘tozlu raflar’ ve ‘unutulmayı bekler’ tek
B)‘Güneş, denizin mavisine vurdukça, dalgalar altın pullar gibi parıldıyor. Sanki her damla ayrı bir hikâye anlatıyor bana.’ (Burada ‘parıldıyor’ ve ‘altın pullar’ benzer bir görsellik sunar; g
C)‘Zaman dediğin, bir nehir misali akar. Kıyısında durup izleriz çoğu zaman; oysa nehir asla durmaz. Her damla, ömrümüzden bir saniye götürür.’ (Bu metinde ‘akar’ ve ‘durmaz’ anlamsal tekrara y
D)‘Yağmur, toprağa düşerken bir beste çalar penceremde. Her damla ayrı bir nota, her nota ayrı bir anıdır artık.’ (Cümlede ‘beste’ ve ‘nota’ sözcükleri birbirini tamamlayarak anlamı katlar; ger