İstanbul'da yaşayan bir kitap eleştirmeni olan Defne, okuduğu son dört romanı şu sözcüklerle değerlendirmiştir:
• "Birunî" romanı için: "Bu eser, suya yazılmış bir yazıt gibi; her okuyuşumda farklı bir anlam kazanıyor."
• "Muhayyel" romanı için: "Gerçeklikle hayal arasında gidip gelen bu roman, okuru büyülü bir dünyaya çekiyor."
• "Derunî" romanı için: "Bu kitap, insanın en derin duygularına dokunuyor, içsel bir yolculuğa çıkarıyor."
• "Gaip" romanı için: "Sanki ortadan yok olmuş gibi, sayfalarında kaybolup gidiyor insan."
Defne bu değerlendirmelerinde "Gaip" ve "Derunî” sözcüklerini gerçek anlamlarının dışında kullanmıştır.
Buna göre aşağıdaki yorumlardan hangisi Defne’nin bir sözcüğün anlamını yanlış aktarmasından kaynaklanan bir durumdur?
A)A) "Birunî" romanı için yaptığı değerlendirmede, eserin yorumlanabilirliğinin sonsuz olduğunu ve okurun aktif katılımıyla anlamın sürekli yeniden üretildiğini vurgulamaktadır.
B)B) "Muhayyel" romanına dair kullandığı ifadeler, eserin okurda gerçeklik algısını kıran bir etki yarattığını ve kurmaca ile somut dünyanın iç içe geçtiğini belirtmektedir.
C)C) "Derunî" romanını tanımlarken, eserin bireyin dış görünüşünden ziyade, iç dünyasına yönelen bir anlatımı benimsediğini ve psikolojik derinliğe odaklandığını ifade etmektedir.
D)D) "Gaip" romanı için yaptığı yorum, kitabın fiziki olarak kaybolduğunu ve bir daha bulunamayacağı için okuyucunun üzüntüye kapıldığını anlatmaktadır.