Bir yazar için asıl başarı, okurunu kendi dünyasına çekebilmek değil, okurun dünyasında yeni pencereler açabilmektir. Okur, yazarın zihnindeki labirentte kaybolduğu sürece öyküyü değil, yalnızca bir kumandayı izler. Bu düşünceyi en iyi yansıtan eleştirmen hangisidir?
A)Danışman: 'Romanın kurgusu o kadar sıkı ki, son sayfaya kadar elinizden bırakamıyorsunuz. Yazarın avcuna aldığı okuru son cümleye kadar sürüklemesi takdire şayan.'
B)Arslan: 'Onun hikâyelerini okurken kendi anılarımın peşine düşüyorum. Karakterler bir anda benim komşum, hissettirdikleri benim hissettiklerim oluveriyor.'
C)Demir: 'Yazarın dil işçiliği olağanüstü. Sözcükleri öyle bir nakış gibi işlemiş ki, cümlelerin müzikalitesi bile başlı başına bir okuma zevki sunuyor.'
D)Yılmaz: 'Kitaptaki psikolojik tahliller bir solukta okunuyor. Yazar, karakterlerin zihnini adeta bir anatomik harita gibi okurun önüne seriyor.'