Geçen hafta sonu, dedemin eskiden köydeki evinin tavan arasında tozlu bir sandık bulduk. Onu açtığımızda içinden sararmış birkaç defter, paslı bir madeni para koleksiyonu ve bir kumaş parçası çıktı. En çok ilgimi çeken, üzerinde eski harflerle yazılar olan ince bir bileklikti. Babam, “Bu bileklik, dedenin gençliğinde bir Anadolu kazısında bulduğu antik bir eserin kopyası,” dedi. “Aslı müzeye bağışlanmıştı, ama o kendine bir hatıra olarak bu kopyayı yaptırmış.” Sonra defterleri karıştırdık. Dedem, köyümüzdeki eski çeşmenin hikâyesini, yıllar önce taş ustalarının nasıl çalıştığını anlatmış. Okudukça sanki o günleri yaşar gibi oldum. Meğer her taşın, her eşyanın ardında bir hikâye varmış. Bu sandık bana gösterdi ki geçmişimiz sadece tarih kitaplarında değil, en küçük eşyalarımızda bile saklı. Onları korumak, aslında kendimizi tanımak demek.
Bu metinde yazarın asıl anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?
A)Tavan arasında bulunan eşyaların çoğu paslanmış ve zarar görmüştür.
B)Geçmişimize ait küçük nesneler bile bize kendimizi ve tarihimizi tanıtır.
C)Anadolu kazılarında bulunan eserlerin kopyalarını yapmak yasaktır.
D)Eski defterlerde yalnızca önemli tarihî olaylar anlatılır.
Bu konuda daha çok soru çöz
ÖğreTio'da 7 branş öğretmeni, kişiselleştirilmiş kazanım takibi ve yapay zekâ destekli çözüm anlatımı seni bekliyor.