Geçen hafta annemin yeni aldığı çamaşır makinesinin kapağında bir hata kodu yanıp sönünce eve bir tamirci çağırdık. Usta, makineye bakarken telefonundan bir uygulama açtı ve cihazın iç yazılımına kablosuz olarak bağlandı. Birkaç dokunuşla sorunu teşhis etti, hatta daha makinenin kapağını bile açmamıştı. Ben de merak edip sordum: “Bunu nasıl yapıyorsunuz?” Usta gülümsedi: “Bu makineler artık konuşabiliyor oğlum. Sensörleriyle, yazılımlarıyla bize ‘benim sorunum şu’ diyor.” Tam o anda fark ettim ki günlük hayatta kullandığımız beyaz eşyalar aslında sessiz birer yardımcı değil; içlerindeki teknoloji sayesinde bizimle iletişim kuran, hata mesajlarıyla, titreşimlerle, hatta sesli uyarılarla “dert yanan” birer dijital varlığa dönüşüyor. Aslında akıllı saatlerimizden arabalarımıza kadar her şey aynı şeyi yapıyor: Bize kendilerini anlatıyorlar. Biz sadece onların dilini öğrenmek zorundayız. O gün anladım ki teknolojiyi kullanmak kadar onu anlamak da önemli. Çünkü bir cihazın ne söylediğini çözmek, sorunu çözmenin ilk adımı.
Metinde geçen “onların dilini öğrenmek” ifadesiyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A)Cihazların kullanım kılavuzunu ezberlemek
B)Aletlerin içindeki yazılım kodlarını çözmek
C)Teknolojik aletlerin verdiği sinyalleri ve mesajları doğru yorumlayabilmek
D)Her cihazı tamir edebilecek bilgiye sahip olmak
Bu konuda daha çok soru çöz
ÖğreTio'da 7 branş öğretmeni, kişiselleştirilmiş kazanım takibi ve yapay zekâ destekli çözüm anlatımı seni bekliyor.